Cadılığın 13 Prensibi - Gizli İlim ve İnsan

22 Kasım 2019 Cuma

Cadılığın 13 Prensibi

Cadılığın 13 Prensibi ve Açıklaması

Cadılığın ne demek olduğunun ve temel prensiplerinin çok iyi anlaşılmadığını düşünüyorum. Bu yüzden her gün Cadılığın 13 prensibinin (Amerikan Cadılar Derneğinin koyduğu) bir tanesini buraya yazıp, kısaca açıklayacağım. Detaylı bilgileri isteyenler sitemizde bulabilir. Bunu yapma amacım hem bu prensipleri hatırlatmak hemde anlaşılmayan prensiplerin veya yeni arkadaşların daha iyi anlaması.

Öncelikle Bu Prensipler ve Bu cemiyet Nedir?

The Council of American Witches yani Amerikalı Cadılar Konseyi olarak çevirebileceğimiz bu grup 73 seçkin cadının kurduğu bir cemiyettir. Bu grup 1974 yılında toplanarak wicca (& witch) inanışlarının prensiplerini ortaya koymuşlardır. Bu 13 prensip bir dayatma olmamakla birlikte Dünya'nın dört bir yanındaki cadılar ve wiccalar tarafından kabul görmüş ve hoş karşılanmıştır. Haliyle bu 13 prensip cadılığın ve doğal olarak wicca öğretisinin felsefesini özetler niteliktedir.


1.Esbatlar; Ayın evrelerine göre belirlenir. Genel olarak moonlore denir. Cadılıkta iki tür esbattan bahsedilir. Birincisi ay takvimina göre 12 ayın dolunayına farklı isim verilir ve bu şekilde kutlanır. Kİ bunlar şöyledir;

Ekim: Avcı Ay’ı
Kasım: Ambar Ay’ı
Aralık: Uzun gece Ay’ı
Ocak: Kış Ay’ı
Şubat: Kurt Ay’ı
Mart: Kuzgun Ay’ı
Nisan: Çayır Ay’ı
Mayıs: Çiçek Ay’ı
Haziran: Gül Ay’ı
Temmuz: Geyik Ay’ı
Ağustos: Balık Ay’ı
Eylül: Hasat Ay’
(Lakin bu aylar, ay takvimine göre hesaplandığında değişiklik gösterebilir)
İKincisi ise ayın dolunay, karanlık ay, yeni ay, mavi ay, kırmızı ay, azalan ve büyüyen ay gibi döngülerini kapsar. İkincisi daha sık kutlanmaktadır.

2.Sabbathlar; Bunlarda mevsimsel döngülere göre belirlenir. (Ekinokslar, gündönümleri ve doğanın değişimi) 8 sabbath vardır dördü ana sabbath (greater sabbaths) olarak sayılır ve en önemlileridir. Bunlar; Samhain, İmbolc, Beltane ve lughnassad. Ara sabbathlar (lesser sabbaths) ise ostara, midsummer, yule, mabon'dur.

2. Zekâmızın bize, çevremiz ile ilgili eşsiz bir sorumluluk duygusu verdiğini kabul ederiz. Ekolojik dengenin sağlanması ve evrim kavramının da bilincinde olarak, doğa ile uyum içerisinde yaşamaya çalışırız.

Açıklama ; Doğa, doğruyu ve yanlışı ayırt edebilmemiz için bize akıl ve mantık bahşetmiştir. İşte bu akıl ve mantık çerçevesinde doğaya, dünyaya, kendimize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı idrak edebilir ve bilebiliriz. Hiçbir kimsenin bize dayatma yapmasına ihtiyacımız olmadan, bu sorumluluk duygusunu kucaklar ve Dünya'nın ve toplumun iyiliği için gerekli kurallara uyarız.

3. Gücün bir derinliği olduğunu kabul ederiz ve bu güç, ortalama bir insanın açık olarak bildiğinden çok daha fazla büyüktür. Çok daha fazla büyük olduğundan dolayı bazen doğaüstü diye isimlendirilse de, biz bunu, herkesin doğal potansiyelinin altında yatan bir güç olarak görürüz.

Açıklama ; Burada ki güç, ruhumuzdan akan ve büyü yapmamıza olanak veren güçtür, bu güç irademizle şekillendirdiğimiz ruhsal enerjidir ve bu evrende değişiklik yaratmamıza ve evreni çözmemize yarayan güçtür. Güç derin ve oldukça dikkat gerektirir. İşlevleri, evrensel yasaları ve bazı sırları bilmeden, gayri ciddi bir şekilde bu sanatla uğraşmak veya bu sanatı sadece kişisel gayeler için kullanmak, kişiye sadece yıkım getirir. Bu yolda tam bir adanmışlık, olgunluk ve bilgelikle gücü kullanmak en önemli sorumluluğumuzdur. Gücü bilgelikle kullanmayanlar, sadece kendi ruhlarına eziyet etmiş olurlar ve bunun bedelini bir şekilde –belki güçten mahrum kalarak- öderler.

4. Yaratıcı Gücün, evrendeki kutupları da ispatladığını kabul ederiz - eril ve dişi - ve tüm insanların, eril ile dişiler arasındaki karşılıklı etkileşimin altında da yatan aynı Yaratıcı Güç’tür. Bu iki kutbun birbirini desteklemesi gerektiğini bilerek, hiçbirini diğerinin üzerinde değerlendirmeyiz. Cinselliği, zevk ve hayatın şekillendirilmesi olarak değerlendirirz ve aynı zamanda enerji kaynaklarından biridir ve dinsel bir tapınmadır (kutsaldır).

Açıklama; Yaratıcı dediğimiz Öz kendi içinde iki enerjisel kutup yaratmıştır. Bu eril ve dişil enerjiler yani Tanrı ve Tanrıça her şeyin yaratımında vardır. Haliyle ekol ne olursa olsun her tür cadılık ekolünde Tanrı ve Tanrıça’dan bahsedilir. Bu iki enerji ve form birbirini tamamlar. (Yin-Yang felsefesi bunu tanımlar) Yaratılışın her zerresinde Tanrı’yı yani eril enerjiyi ve Tanrıça’yı yeni dişil enerjiyi görebiliriz. Haliyle her insanında –cinsiyet gözetmeksizin- eril ve dişil enerjisi vardır. Doğayla uyumlu olmanın ve yükselişe geçmenini sırrı eril ve dişil enerjilerimizin dengeli hale gelmesinde yatar. Her cadı bu yüzden eril ve dişil enerjisini dengeli hale getirmelidir.
5. Hem iç hem de dış dünyaları, ya da psikolojik dünyaları kabul ederiz –ki bunlar bazen Ruhsal Dünya, Kollektif Bilinçdışı, iç dünyalar vb. olarak bilinir- ve bu iki boyutun birbiriyle etkileşimini, doğaüstü fenomenin ve sihirsel egzersizlerin bir temeli olarak görürüz. Bir boyutu diğerinden daha az önemsemeyiz, çünkü görürüz ki her ikisi de bizim tamamlanmamız için gereklidir.

6. Hiçbir otoriter hiyerarşiyi kabul etmeyiz ancak öğretenleri onurlandırır, daha fazla olan bilgilerini ve ilimlerini paylaşanlara saygı duyar ve kendilerini cesaretle öğretmenliğe adayanlara da şükran duyarız.

7. Dini, sihiri ve bilgeligi, bir kişinin dünyayı nasıl gördüğü ve bu dünyada Cadı olarak nasıl yaşadığı olarak görürüz. –ki Cadılık, bir dünya görüş ve hayat felsefesi olarak tanımladığımız şeydir.

8. Birine cadı demek, cadı olmak demek değildir, ancak bu kalıtsalda değildir, ünvanları, dereceleri ve kabul törenlerini vb. de içermez. Bir cadı bilgece yaşamak, iyi olmak ve başkalarına zarar vermeden Doğa ile uyum içinde yaşamayı sağlamak için içindeki güçleri kontrol etmeye çalışır.

9. Hayatın ifade edilmesi (onaylanması) ve gerçekleştirilmesinin, bilincin geliştirilmesi ve evrimin devamı ile mümkün olduğuna inanırız ve bunun da, kişinin kendi şahsi rolü ile birlikte evrenin anlamını oluşturduğun inanırız.

10. Hristiyanlık ya da herhangi bir başka dine ya da hayat felsefesine olan karşıtlığımız, hayatın kurallarını sadece ‘bir tek yol’a bağlamalarıdır. Ayrıca bir diğer karşıtlık sebebimiz, diğerlerinin özgürlüğünü inkar edip diğer dinsel inanış ve uygulamaların geçersizliğini desteklemeleridir.

11. Amerikalı cadılar olarak, zanaatın (cadılığın) geçmişindeki tartışmaları, farklı terimlerin orjinlerini ve farklı geleneklerin çeşitli yönlerinin (yöntemlerinin) kaynağını tehdit olarak görmeyiz. Biz, şimdiki zamanımızla ve geleceğimizle ilgileniriz.

12. Biz mutlak şeytan kavramını kabul etmeyiz ve de aynı zamanda Satan ya da Şeytan diye adlandırılan herhangi bir metaya da ibadet etmeyiz (ki bu hristiyanlık tarafından öne sürülmüştür). Diğerlerinin inkar edilmesi ile kazanılan kişisel faydanın gerçekliğine inanmadığımız gibi, diğerlerinin acı çekmesi üzerine gelen gücü de aramayız.

13. sağlığımız ve iyi olma (refah, mutluluk, huzur) durumumuza katkıda bulunan doğa ile birlikte olmamız (bunları doğa içinde aramamız) gerektiğine inanırız.